Davranışlarımız Kuralları Nasıl Etkiliyor?

Yönetişim Bloğu
4 min readMar 18, 2020

Bir adada olduğunuzu düşünün, tropik bir adada. Etrafınız tamamen sularla çevrili ve etrafınızda ise bir sürü palmiye ağacı var. Tek başınasınız, uymanız gereken herhangi bir kural yok. Adada yanınızda bir kişi bile daha olmasını hayal ettiğinizde ise hayatınıza kuralları dâhil etmeniz gerekiyor. Aldığınız kararların bir başkasını etkilemeye başladığı anda ilişkinizi düzenleyecek kurallara ihtiyaç duyuyorsunuz. İşte tam da bu noktada hayatımıza kurallar giriyor

Robinson Crusoe’nun kurallara ihtiyacı olmayabilir,
ta ki yanına Cuma gelene kadar 😊

Tıpkı Robinson Crusoe ıssız adadayken herhangi uyması gereken bir kural yokken, Cuma ile bir araya geldiğinde aniden(!) kurallara ihtiyaç duyması gibi, insanlar da topluluk halinde yaşamaya başladığından beri kurallar dizisine ihtiyaç duymuşlar. Zaman geçtikçe kurallar dizisine uyumu gözetmek, hayatlarına ilişkin riskleri yönetebilmek üzere bir yapı ya da işleyiş geliştirme gereği ortaya çıkmış. Böylelikle, hayatta kalma şanslarının daha fazla olduğunu anlamışlar. Sonuç olarak bir arada kalmak için insanların geliştirdiği bu mekanizmalar zamanla yerini kurumlara, devletlere bırakıyor. Topluluklar halinde var olduğumuzdan bu yana toplumsal yaşamın devamlılığı için devletlere ihtiyaç duyuyor, kanunlar oluşturmasını, kurallar koymasına ihtiyaç duyuyoruz. Tam da bu nedenle, devlet hayatımızdaki kuralların merkezinde yer alıyor. Tüketimden sağlığa, çevreden trafiğe birçok alanda farkında olarak ya da olmadan bir dizi kurallar ile karşılaşıyoruz.

Devlet, halkının refah ve mutluluğunu artırmayı amaçlayan bir kurumdur.

Günlük hayatımızı bu kadar derinden etkileyen kurallar, kanunlar, kamu politikaları nasıl oluşturuluyor hiç düşündünüz mü? Oluşturulan kanunlara vatandaşın görüşü ne kadar yansıtılıyor? Aslında, kanunları, kararları oluştururken kullanılan yöntemler karar kalitesini, uygulama yaygınlığını ve dolayısıyla her birimizin yaşam kalitesini derinden etkiliyor. Birlikte ve çok sesli alınan kararların olması, önceliklerin tespiti, vatandaşın sesini dinleyici yapılar oluşturulmasının önemi zaten herkes tarafından tartışılan konular. Fakat vatandaşın sesini dinlemekte geleneksel yöntemlerin kullanılması yeterli kalıyor mu? Yapılan düzenlemelerin, oluşturulan kararların kalitesi nasıl gelişiyor?

Gelişen teknolojilerle geleneksel karar alma yöntemleri yavaş yavaş etkisini kaybetmeye başlıyor. Sıklıkla, davranışlara göre şekillenen karar alma yöntemlerini konuşur olduk. Peki bu yöntemler geleneksel yöntemlerin yerini alacak mı? Bu soruyu uzmanlar tartışadursun, birçok ülke ve uluslararası kuruluşlar yenilikçi karar alma süreçlerini uygulamaya başladı bile. Yenilikçi karar alma süreci denildiğinde aklımıza ilk olarak insanı merkeze alan, insan davranışlarının kararlara, kanunlara etkisini inceleyen bir yaklaşım olarak davranışsal yaklaşım geliyor.

Kamu politikalarında davranışsal yaklaşım ile politika oluştururken merkezde insan ve yaşam kalitesi var.

Davranışsal yaklaşımların kullanıldığı şaşırtıcı örneklerden bazıları şunlar:

· Gençlere yönelik yapılan bir çalışmada, cep telefonu bozulan gençlerin sadece %67’si tamir ettirmeyi seçerken, ufak değişikliklerle -nudge- (farklı alternatifler sunularak) bu oran %87’ye çıkartıldı[1],

· Yüksek puanla öğrenci kabul eden üniversitedeki öğrencilerin sınava girecek öğrencilere yazdığı heveslendirici bir mektupla, bu üniversitelerin tercih oranı %17 arttı[2],

· Kırsal kesimdeki çalışmak isteyen öğretmenlerin sayısını, yazılı başvuru yerine hali hazırda bir kısmı doldurulmuş online başvuruya çevrildiğinde ve sık hatırlatmalar yapıldığında kırsal bölgede çalışan öğretmen sayısı 3 katına çıktı[3],

· İnternet sitesinde kullanılan dilde yapılan ufak güncellemelerle, vergi formlarını doldurma oranı %22 arttı[4].

Peki davranış bilimi uzmanları temelde ne yapıyorlar? Uzmanlar, davranışsal yaklaşımın, insanların belirli durumlarda nasıl davrandıklarını ya da davranabileceklerini inceliyor. İlk bakışta çok ufak ve önemsiz olan, fakat beklentinin çok üstünde etki yapabilen faktörler değerlendiriliyor, mevcut hizmetlerde, iletişimde veya devletin uyguladığı süreçlerde yapılan küçük değişikliklerin etkili sonuçlar doğurduğu kanıtlanmış durumda. Neticeleri etkileyen “küçük dürtmeler”, yani bu maliyeti düşük küçük “ayarlamalar”, pahalı bilgilendirme kampanyaları ya da mevzuatta güç değişiklikler yapmamıza gerek olmadan politika hedeflerine ulaşılmasına yardımcı oluyor.

Düzenlemeleri, kuralları oluştururken, ülkemiz de davranış bilimlerinden faydalanıyor. Geçtiğimiz günlerde düzenlenen Ulusal Davranışsal Kamu Politikaları Konferansı’nda da bahsedildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı Davranışsal Kamu Politikaları Projesi ile Türkiye’de ilk defa kamu eliyle bir uygulama yürütüldü. Dış ticaret alanındaki Rastgele Kontrol Deneyi’ni başarıyla yürüten kamu biriminin amacı destekleri tabana yaymak ve henüz desteklere başvurmamış ihracatçıların da desteklerden faydalanmasını sağlamaktı. Bakanlık yürüttüğü pilot uygulamanın sonucunu şu şekilde anlatıyor:

“Deney kapsamında 30 bin ihracatçıya 4 farklı e-posta gönderdik. Bu 4 gruptan, en teşvik edici mesajı içeren e-postamız ihracat destek başvurularında % 27 artış sağladı.”

Türkiye’deki uygulamada elde edilen sonuç gösteriyor ki, davranış bilimlerinin faydası sadece kuralları koyarken değil, aynı zamanda uygulanan kararların verimliliğini ve etkililiğini artırıyor. Sunstein ve arkadaşlarının 5 ülkeden 15 farklı davranış biliminden faydalanılan uygulamayı (nudge) inceleyerek 2018 yılında yaptığı bir çalışmaya göre, kamu kurumlarına duyulan güven bu uygulamaların başarılı olması için en temel etken olarak ortaya çıkıyor. Yine aynı çalışma, kararlar alınırken davranış bilimlerinden faydalanmanın sadece bu kuralların etkili ve verimli olmasını sağlamıyor, aynı zamanda tüm sürecin şeffaf olmasına ve herkesin katılımına ve düşüncelerini ifade etmesine elverişli bir ortam oluşturulmasını da destekliyor. Anlaşılan o ki, ilerleyen günlerde kurumlara duyulan güven, davranışsal yaklaşımlar ve kuralların oluşturulması arasındaki ilişkiyi daha çok konuşacağız.

Davranışsal yaklaşımlar;
alınan kararların etkililiğini ve verimliliğini sağlar,
katılımı destekler,
kurumlara duyulan güveni artırır.

Yazının uzun versiyonu için: https://argudenacademy.org/kutuphane/davranislarimiz-kurallari-nasil-etkiliyor-

Referanslar

[1] OECD, Behavioral Insights and Public Policy: Lessons from around the world, 126–128.
[2] The Behavioral Insights Team, Update Report 2016–17, p.19.
[3] The Behavioral Insights Team, Update Report 2017–18, p.7.
[4] Campbell, David. “Cleverer Than Command?.” (2017): 111–126.

YAZAR
Dr. Fatma ÖĞÜCÜ ŞEN
Argüden Yönetişim Akademisi, Araştırma Direktörü

--

--

Yönetişim Bloğu

Eğer tek başına ıssız bir adada yaşamıyorsan bu blogta konuşulan tüm konular seni de ilgilendiriyor :)