COVID-19, Ya Öbür Hastalar?

Sorumlu bir birey, kendine emanet edilen varlıkları en iyi şekilde koruyan kişidir. Bireyin kendi yaşam kalitesini artırmak için koruması gereken en önemli varlığı ise sağlığıdır. “Her işin başı sağlık” deyimi de bu önceliklendirmeye dikkat çekiyor… Sağlıklı olma konusundaki toplumsal ve kişisel bilinçlenmenin, daha iyi yaşam koşullarının ve daha özenli beslenmenin yanı sıra nitelikli sağlık hizmetlerinin etkisiyle yaşam kalitesi ve insan ömrü gittikçe uzuyor; bütün dünyada bu geçerli… Peki COVID-19 bu durumu nasıl etkiledi? Bireyler COVID-19 öncesi ve sonrası başta sağlıklarından ve yeni normalin sonuçlarından ne kadar “sorumlu”?

COVID-19 öncesinde en sık iki ölüm nedeni olarak, ülkelere, coğrafi bölgelere ve gelir gruplarına bağlı olarak oranlar biraz değişse de birinci sırada kalp ve damar hastalıkları ve sonra kanser hastalıkları gösterilebilir.

Kalp ve damar hastalıkları grubunda yüksek kan basıncı, koroner kalp hastalığı ve buna bağlı kalp krizi, kalp yetmezliği, ayrıca inme gibi beyin ve sinir sisteminin damar hastalıkları ve bunların yarattığı sorunlar gelmektedir. Yılda 17,8 milyon insan bu hastalıklardan dolayı ölmektedir.

Yılda 9,6 milyon insan da kanser nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Altı ölümden birisinin nedeni kanserdir. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre sık görülen kanserler ve görülme sıklıkları akciğer (2,09 milyon/yıl), meme (2,09 milyon/yıl), kolon ve rektum (1,80 milyon/yıl), prostat (1,28 milyon/yıl) ve mide (1,03 milyon/yıl) kanserleridir.

En çok ölüme neden olan kanserlerin sıralaması ise görülme sıklıklarından biraz değişiktir:

1. Akciğer (1,76 milyon ölüm/yıl)

2. Kolon ve rektum (862.000 ölüm/yıl)

3. Mide (783.000 ölüm/yıl)

4. Karaciğer (782.000 ölüm/yıl)

5. Meme (627.000 ölüm/yıl)

Kanser tanısını genellikle belirli yakınmalar ile gelen hastaların ayrıntılı tetkikleri ve bunların sonunda biyopsi ile elde edilen doku örneklerinin mikroskop altında incelenmesi ile koyuyoruz. Örnek olarak memesinde kitle ele gelen bir kadını, geçmeyen öksürüğü ya da ses kısıklığı olan sigara içen birini, dışkısında kan görmüş olan bir yaşlıyı, kusması ya da artan yutma güçlüğü olan bir kişiyi düşünün.

Bunların dışında ikinci bir grup kanser hastası daha var: Hiç yakınması olmayanlar. Modern tıbbın başarılarından biri de sık görülen kanserleri erken evrelerinde, hastalık daha herhangi bir yakınmaya neden olmadığı aşamada iken tarama yöntemleriyle yakalayabilmektir. Örnek olarak kolonoskopi, mamografi, akciğer filmleri gibi belirli yaşlardan sonra ya da sigara içip içmediğine bakılarak, yakınması olmayan, sağlıklı insanlar için önerdiğimiz tetkikler aklınıza gelsin.

Bu ikinci grubu birinci gruptan ayıran en temel fark, sonunda kanser tanısı konulursa eğer, tarama tetkikiyle tanı konan hastaların belirgin olarak daha erken evrede olmalarıdır. Bu da, beklenildiği gibi, daha iyi bir tedavi başarısını sağlamaktadır.

Bütün bunlar normal zamanlar için…

Şu anda dünyanın hemen hemen her ülkesinde COVID-19 hastalığı nedeniyle sağlık sistemleri az ya da çok yara almış ya da zorlanmış durumda. Daha da önemlisi, halkın sağlık konusundaki dikkati de tamamıyla pandemiye odaklamış halde. Hatta odaklanmanın ötesinde, gözler korkuyla pandemi ve etkileri üzerindeki haber ve mesajlara ayrılmış ve diğer sağlık konuları unutulmuş durumda. Hastanelere gitmek neredeyse cesaret işi olmuş…

COVID-19 konuşur olduk, ama diğer hastalıkları unuttuk. Oysa o hastalıklar yok olmadı. Kalp hastalıkları da kanser hastalıkları da dün ne ise bugün de aynı durumda.

Bu yıl da dünyada 18 milyon kişi kansere yakalanacak.

Ama canımızı sıkan şu ki, bu yıl kanser hastalığına yakalananların ortalama tedavi başarıları -tanıları daha geç evrelerde konmuş ve tedavilerine daha geç başlanmış olacağı için- eskisine göre daha kötü olacak. Bunun altında yatan iki ana neden şu:

1. Yakınması olsun, olmasın virüs korkusundan kimse hastaneye gelmek istememektedir. Buna biraz biz, basın, sağlık otoriteleri, yasaklar, kısıtlamalar; hep birlikte neden olduk. Oysa pandeminin en yoğun yaşandığı Wuhan’da da, Kuzey İtalya’da da, İspanya’da da kanser merkezleri bazı kısıtlamalarla da olsa hep çalıştı. Biz de işimizi hiç aksatmadık.

2. Aile hekimleri, iş yeri hekimleri, danışılan sağlıkçılar kuşkulu belirti ve bulguları olan hastaları yukarıdaki nedenlere benzer gerekçelerle ileri tetkik için hastanelere göndermekten çekindi, erteledi.

Bizim gözlemlerimiz bu yöndedir. Şimdi bu sürece ait sayısal veriler de ortaya çıkmaya başladı.

Bunların arasında, kanser hastalarının gecikmesi konusunda İngiltere kökenli yeni yapılmış bir araştırma dikkat çekici. Aile hekimlerinin haftalık hastaneye “kanser kuşkusu” ile hasta sevklerinde her yıl iki dönemde, Noel ve Paskalya haftalarında birkaç günlük azalma olmuş. Bu yıl, COVID-19 tanısının ilk konduğu tarihten sonraki sevk sayılarındaki azalma ise bu iki dönemde beklenen olağan azalmadan belirgin olarak daha yüksek ve uzun süreli. Bu ölçüm ve bilgiye dayanarak yapılan varsayımlar sonunda kanserin evresinin yükselmesinden dolayı bir sonraki 12 ayda İngiltere’de kansere bağlı ölümlerin %20 artacağı hesaplanmaktadır. Bu oran İngiltere için olağan kanser ölümlerinin bir yılda 18.000 artacağı anlamına gelmektedir.

Bu döneme ait başka bir çalışmada, yine anket ve gözlem temelli varsayımlara dayanarak pandeminin tepe yaptığı 12 haftalık bir dönemde dünyadaki tüm ameliyatların %72,3’ünün, toplamda 28.404.603 ameliyatın iptal edildiği ya da ertelendiği varsayılmaktadır. Bunun içerisinde ertelenen 2.324.069 kanser ameliyatı vardır!..

COVID-19 döneminde kanser hastalarımız azaldığı gibi kalp krizi geçiren hastalarımız da azaldı.

Nisan ayında yapılmış ABD kökenli bir çalışma hastanelerdeki kalp krizi tedavilerinin %50’den fazla bir oranda azaldığını göstermiştir. Bunun bir açıklaması bu dönemde New York’ta evinde ölen insan sayısında görülen sekiz kat artış olabilir. Benzer gözlemler Hong Kong’dan da bildirilmiştir: Hastaneye gitme korkusu ya da gidememe…

Sağlık sorunları ertelenmemelidir.

Evet, fıtık ameliyatları, katarakt ameliyatları, bademcik ameliyatları ve benzeri, geciktirilmesinin sorun çıkarmayacağını bildiğimiz ameliyatların hepsi başlangıçta bilerek ertelendi. Ama kansere yönelik, kalp hastalıklarına yönelik tanı ve tedavi süreçleri durdurulmadı. Şu anda ise ek bazı sorgulama ve tetkiklerle, hastane içi ek önlemlerle sağlık hizmetini normal akışında sürdürüyoruz.

· Bilimsel tıbbi kurallar içerisinde önerilmekte olan kolonoskopilerin, mamografilerin, kalbe yönelik araştırmaların ve benzeri tarama tetkiklerinin bir anlamı vardır. Bunlar başta kanser ve kalp gibi olası hastalıkların erken evrelerinde tanılarının konması ve tedavilerinin başarılı olmasını sağlamaktadırlar. #erkentanı

· Yakınmaları olan hastalar, hele bu yakınmalar artarak seyrediyorsa, bunların altta yatan nedeninin ne olduğu konusunda gerekli araştırmaların yapılması için sağlık kurumlarından kaçmamalıdır. #hastalığınıönemse

· Akciğer, kalp, tansiyon, şeker hastalıkları gibi kronik hastalıklar nedeniyle izlenmekte olan hastalar kontrollerini COVID-19 nedeniyle aksatmamalıdırlar. #kontrolünüaksatma

· Aşılar, erişkin aşıları gittikçe daha önem kazanmaktadır. Pnömoni, grip, tetanoz, hepatit, meningokok, karma aşı gibi aşıları yaptırmak için çok uygun bir zaman olabilir. Bunlar hayat kurtarıcı aşılar. #aşılarıunutma

Bunları yapmazsak ve sağlık ile ilgili sorunların yalnızca COVID-19 olmadığını anlatamazsak gecikme ve ihmallerden doğacak hasar ve kayıplar COVID-19’un yarattığı hasar ile yarışır hale gelebilir.

YAZAR
Prof. Dr. Metin ÇAKMAKÇI
Anadolu Sağlık Merkezi, Yönetim Kurulu Üyesi & Genel Cerrah
Argüden Yönetişim Akademisi, Yönetim Kurulu Başkanı

Eğer tek başına ıssız bir adada yaşamıyorsan bu blogta konuşulan tüm konular seni de ilgilendiriyor :)

Eğer tek başına ıssız bir adada yaşamıyorsan bu blogta konuşulan tüm konular seni de ilgilendiriyor :)